YENİ ZELANDA VE ESKİMEYEN İSLAMOFOBİ


 Ali Mahi RENÇBER    17.03.2019 13:23:48    Bu İçerik 709 kez görüntülendi.


Âlemlerin Rabbi olan Allah’(c.c) hamd, habibi Hz. Muhammed’e (s.a.v) selat ve selam ederek yazıma başlıyorum. Büyük bir heyecanla bana ayrılmış olan köşenin yazısını kaleme almaya başladım. İlkyazım olması hasebiyle aslında farklı bir giriş yapmak düşüncesindeydim. Lakin malum olduğu üzere hem ülkemizde hem de diğer İslam coğrafyalarında maalesef acı gelişmeler yaşanmaktadır. Bu acı olaylar nedeniyle kalemimin yönünü son olayların yaşandığı Yeni Zelanda’ya çeviriyorum. Son gelişmeleri sizler de takip etmişsinizdir. Peygamber efendimizin "Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar hadisi bağlamında Yeni Zelanda'da yaşanan acı olaydan benim gibi sizlerin de çok derinden etkilendiğinizi biliyorum. Bu bir katliamdır, bu bir soykırımdır… Başka inançtan olan insanlara tahammül edememe, onları bastırma, sindirme, yok etme girişimidir.

 Görünürde bu canice işlenen vahşeti yapanlardan birinin ölü diğerinin ise sağ olarak ele geçirildiği ifade ediliyor. Ama sanırım burada bazı şeyler göz ardı ediliyor. Ben bu olayın arka planına bakmamız gerektiği kanaatindeyim. Bu şekilde bakıldığı zaman olay hiç de ferdi bir olay gibi görünmeyecektir. Kanaatimce bu vahşet, cinnet geçiren ya da kendisini kaybeden birinin yapmış olduğu bir eylem değildir. Bu olay derinlemesine incelendiğinde, caninin çok önceden bu eylemi planladığı ve önceden hazırladığı bildirgesini sosyal medya aracılığıyla paylaştığı görülüyor. Bu katliamı gerçekleştirirken de sosyal medya ağlarını kullanarak canlı yayın yapması, eline almış olduğu otomatik silahı profesyonelce kullanması ve silahın üzerine yazmış olduğu birçok siyasi mesaj içerikli yazılar dikkatleri çekmektedir. Tüm bunların hepsi birlikte incelendiğinde apaçık bize gösteriyor ki, bu iş öyle bir kişinin tek başına yapabileceği bir şey değildir. Bu olayın arkasında ciddi bir şekilde inilmeli ve olayın arkasındaki kişi, grup veya örgütler ortaya çıkarılmalıdır. Başta ülkemiz olmak üzere tüm İslam coğrafyalarındaki insanlar sokaklara dökülüp bu vahşeti en sert biçimde lanetlemeliydi. Batıya bu tarz eylemlere bir daha yeltenmemeleri için çok büyük mesajlar vermeliydiler. Ama olmadı. Herkes kalbiyle buğz etmekle yetindi. Batıda yaşayan halklar için ise durum daha da kötüydü. Başta Türkiye olmak üzere tüm batılı ülkelerin liderleri Charlie Hebdo için sokaklara inmiş bunu sokakta kınamışlardı. Ama katledilen Müslümanlar olunca takındıkları tutum da bizlere şu hakikati göstermekedir. Üstad Aliya İzzetbegoviç’in; “Bunu asla unutma evlat, batı hiçbir zaman medeni olmamıştır sözleri, bugün her şeyi gözler önüne sermektedir. Batının insan hakları hiçbir zaman doğuluları kapsamamıştır.”
            Bu olayı gerçekleştiren kişi veya kişileri lanetlediğimi belirtmek istiyorum. Bu, katliamı yapanlar veya olayın arka planında olanlar şunu iyi bilmelidirler ki; Müslümanları sindirmek, yok etmek öyle onların sandığı gibi kolay değildir. Geçmişte Susa’da, bugün Yeni Zelanda’da camilerde ibadetlerini yapan mazlum insanlara silah doğrultup onları yok edeceğini zannedenler büyük bir yanılgı içerisindedirler. Allah yolunda akıtılan her damla kanın toprağa serpilmiş tohum misali, bir gün filiz vereceğini ve daha güçlü bir şekilde karşılarına çıkacağını asla unutmamalıdırlar. Yeni Zelanda'da Rabbimize kavuşan şehitlere Rabbimizden rahmet onların ailesine ve tüm Müslüman kardeşlerimize sabırlar diliyorum. "Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. "
İbrahim Suresi 42.

İslam ile batı bir arada yaşayabilir mi? Bunu geçmişte tecrübe etmiş mi? Bu konuyu  inşallah önümüzdeki yazılarımda kalem almayı düşünüyorum.