İman kalesini küfrün çürük direkleri tutamaz


 Cemil ÖZDAŞ    10.07.2021 18:20:51    Bu İçerik 352 kez görüntülendi.



Dünya, büyük bir mânevî buhran geçiriyor. Mânevî temelleri sarsılan hatta yıkılan batı cemiyeti içinde doğan ahlaksızlık felâketi salgın bir hastalık gibi gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş hastalık illetine karşı İslam ülkeleri nasıl karşı koyacak. Bediüzzaman'ın deyimiyle "Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa, İslâm cemiyetinin ter ü taze îman esaslarıyla mı? Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum. Îman kalesini küfrün çürük direkleri tutamaz.

Evet, İslam ve iman gençliğini istikamet üzere tutmak geleceğe hazırlamak garbın, (batı) çürümüş, kokmuş formülleriyle olmuyor, olmamış ve olmayacaktır. Bundan dolayı "dindar nesil" yetiştirecek olan veya böyle bir ideali olan devlet adamları, cemiyet ve cemaatler kendi özlerine dönmelidir. 'Nefsini terbiye etmeyen başkasını terbiye edemez.' Düsturundan yola çıkarak başta nefsimizi olmak üzere, makam, mevki ve tul-i emel denilen arzu ve isteklerimizin yüzünü ebedi ve hakiki hayatımıza çevirmemizin zamanı geldi ve geçiyor.

Durub-u emsal olmuş 'Armut dibine düşer.' ifadesi tecrübelerden sonra söylenmiştir. Bizler de yüz yılı aşkın bir süredir batının çürümüş formülleriyle gençliği hem manevi değerlerine sahip hem de milli değerlerinin yaşatan bir gençlik olarak görmek arzusundayız. Yüz yıldır batıdan alınan medeni, ticari, hukuk, ceza, idare kanunlarıyla ülkeyi idare edilmeyeceğini anlamayanlar bu kanunlarla gelecek bir nesil yetiştirilemeyeceğini de çok iyi anlamış olmalıdır.

Hal böyleyken bu ilkokullara kadar düşmüş olan sigara kullanımı, ortaokullara kadar düşen uyuşturucu madde kullanımı, lise ve üniversiteleri söylemeye zaten gerek yok malumun ilamıdır. Bu gençlik nasıl dindar, milli ve manevi değerlerine sahip bir gençlik olacak. Buradan etkili ve yetkili kim varsa onlara sesleniyorum. Gelecek nesil diye bir şey kalmasını ve kültürümüze sahip çıkmasını istiyorsanız, eğitim sisteminde köklü bir değişikliğe giderek gençlerimizi değerlerine sahip bireyler olarak yetiştirelim.

Kız ve erkeklerin okullarını ayıramıyorsanız dahi en azından ayrı sınıflarda okumasını sağlayıp zihin dünyalarını ilimle meşgul edelim. Çocuklarımızın ilimle ve bilimle meşgul olup gelecek, aş, eş ve iş kaygısı taşımadan üretime yoğunlaşması için, sınavlarla, mülakatlarla atamalardan vazgeçip istidatlarına öre gelişim sağlayacakları alanlara ve bölümlere yönlendirelim. Bir yandan fenni bilimleri verirken öte yandan İslami ilimleri vererek çift kanatlı kuşlar olmasını sağlayalım aksi takdirde tek kanatlı kuşun uçamayacağı malumun ilamıdır.
 Bu konuda Bediüzzaman'ın şu sözlerinin eğitimde rehber edinmesini temenni ederim: "Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder." (Münazarat)