SEÇİMİN ASIL KAYBEDENİ KİM?


 Ahmet YILDIRIM    15.04.2019 11:57:52    Bu İçerik 718 kez görüntülendi.


Yapılan son Mahalli İdareler seçiminin ardından kimler kazandı, kimler kaybetti. Kimler üzüldü, kimler sevindi bir bakalım…

Benim açımdan sayısal oy çoğunluğunun bir değeri yoktur. Çünkü bugün sana oy veren yarın da bir başkasına oy verebilir. Bugün de olduğu gibi. Mademki işin gerçeği budur, o zaman yapılması gereken şey kalıcı ve ileride getirisi olan yöntemler, seçenekler aramak olmaz mı? Oy almaktan ziyade daha çok toplumun değerlerini ve inançlarını savunup onları benimsemek, değer vermek, onların sevgisini ve güvenini alabilmek daha makul bir çalışma olmaz mıydı?

Bunu başarabildiğin an tüm seçimleri kazanmış olursun kanımca. Dolayısıyla bugün her ne kadar kazanan taraf Ak Parti olarak gösterilse de gerçek manada AKP kaybeden parti durumuna düştü. 16 yıl iktidarda olan Ak Parti en önemli mevzilerini kaybetti. Siyasi açıdan büyük bir öneme sahip olan hükümet ve bürokrasi şehri Ankara’yı kaybetti. Ekonomik, stratejik ve politik açıdan büyük öneme sahip olan İstanbul’u CHP’ye kaptırdı. Daha da önemlisi gelinen noktada insanlar umutlarını kaybetmeye başladılar. Çünkü doksan yıl bu ceberut sistem tarafından Müslümanlara türlü türlü zulümler yapılarak aşağılandı ve ikinci sınıf vatandaş muamelesi uygulandı.

 Bu ezilmiş halk büyük umutlarla Ak Parti’yi iktidara taşıdı. Ve AK Parti 16 yıl boyunca ülkeyi kesintisiz yönetti. Halk bununla beraber 25 yıl boyunca belediyelerin çoğunluğunu onlara emanet etti. Belki de dünyada eşi benzeri olmayan büyük bir destek ile desteklendiler. Peki, bu süre içerisinde iktidarı elinde bulunduran AK Parti ne yaptı?

Elbette birçok güzel hizmetleri oldu. Bugün inkâr edilmeyecek kadar hizmetleri olmuştur. Bunlar köprü, yol, hava alanı, hastaneler… Ve belki de daha fazlasını yapmıştır. Eyvallah… Ancak tüm yapılan bu icraatlara baktığımızda gelecek açısından yeterlidir denilemez. Çünkü toplumun yeniden inşası için bir proje geliştirmediler. Aksine gençliğin giderek yozlaştığı, aile mefhumunun zayıfladığı, toplumda büyük ölçüde manevi değerlerinden kopartılıp kimlik endeksli bir Müslüman topluluğu oluşturmaya çalışıldığına şahit oluyoruz.

 Dolayısıyla AK parti hükümeti toplumun beklentilerine cevap vermediği gibi istek ve taleplerini de duymazlıktan geldi. Bu konuyu ciddiye alıp gündeme getirenleri de kaale almadılar. Kalıcı ve ileriye dönük proje geliştirmediler. Bunu da demokrat laik kemalist kesimi küstürmemek, onlara şirin görünmek adına yaptılar. Ve kaybettik. Aslında kaybeden bizler olduk. Hep birlikte yıllarımızı kaybettik. Üzüldük. Hepimiz üzüldük. Çünkü ülkede İslam kardeşliğinin gereğini yerine getirmedik. Üzüldük, çünkü kimsesizlere sahip çıkmadık.

Aç olanların dertleriyle ilgilenmedik. Ve nereden oy gelecekse onlara yardım ellerimizi uzattık, onlarla ilgilendik. Üzüldük, evet hem de çok üzüldük. 25 yıl, tam yirmi beş yıl hukuksuz bir şekilde zindanlarda unutulan, tutsak Yusufi kardeşlerimize üzüldük. Yarın mahşerde bunun hesabını veremeyeceğimize üzüldük. Evet, üzüldük, umutla sizlere uzanan kardeş ellerini tutmayıp onlarla gönül bağı kurmadığınıza üzüldük. Üzüldük hem de çok üzüldük. Allah’ın sizlere bahşettiği bunca imkânları, bunca fırsatları hakkıyla değerlendirmediğinize üzüldük. Üzüldük, çünkü siz gerçek dostlarınızı dost, asıl düşmanlarınızı da düşman olarak tanıyamadınız. Üzüldük, çünkü siz dünya Müslümanlarına örnek bir devlet sistemini geliştiremediniz. Üzüldük, çünkü kendinize has bir siyaset felsefesi oluşturamadınız. Önceden var olan laik, demokrat, kemalist üçlüsüne sarılarak gününüzü kurtarmaya çalıştınız. Oysa bu sözcükler modası geçmiş, bayatlamış, toplumda hiçbir karşılığı olmayan ideolojilerdir. Sizler ne çabuk unutunuz bu halkın sizleri neden desteklediğini? Niçin sizleri bağrına bastığını, hatta ölümüne peşinizden geldiğini? Sizce laiklik için miydi? Yoksa daha fazla demokrat olasınız diye mi? Tüm bunlara rağmen hepimizin düşünüp bir saatlik tefekkürün bin yıllık nafile ibadetten daha efdal olduğunu unutmamalıyız. Ve düşünmek için hala zamanımız var.

Acizane tavsiyem budur. Gene de siz bilirsiniz…