ENKAZIN ADI: YAMAN


 Miktat AKTAN    06.04.2023 14:37:21    Bu İçerik 1011 kez görüntülendi.



        06.02.2023  saat 04:17’de Kahramanmaraş Pazarcık merkezli 11 ili kapsayan “Asrın Felaketi” ismini alacak kadar yıkıma sahip bir deprem yaşadık. Aslında iki depremi birden yaşamıştık. Kısa bir süre sonra ikinci bir sarsılma oldu. Art arda gelen bu depremlerin büyüklükleri 7.7 ve 7.6, derinliklerini ise 8,6 ve 7 km olarak açıklandı. Nispeten küçük büyüklükte birçok artçı deprem süreç içerisinde gerçekleşirken ikinci büyük deprem, 13.24’te, yerin 10 kilometre derinliğinde ve 7.5 büyüklüğünde yaşandı.

        Bununla birlikte  Jeoloji Ajansı (USGS) verilerine göre ise “6 Şubat’ta ilk depremin gerçekleştiği 04.17’den itibaren 11 saat içinde en küçüğü 5.7 olmak üzere yedi farklı büyük ve orta-büyük deprem gerçekleşmiştir.” haberi durumun vehametini gözler önüne sermişti. Dolayısıyla özellikle ilk gün başta olmak üzere bölgede büyük bir deprem zincirinden bahsetmek mümkün. Deprem sonrası 7 günlük Milli Yas ilan edilirken, 10 ilde eğitime bir süre ara verildi.

        Deprem Kahramanmaraş,Adıyaman,Hatay,Gaziantep,Kilis,Elazığ,Osmaniye, Şanlıurfa, Diyarbakır, Malatya ve Adana başta olmak üzere çevre illerde yoğun olarak hissedildi. Bu illerde AFAD Başkanı Yunus Sezer, 6 Şubat'ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde can kaybının 20 Mart itibarıyla 50 bin 96'ya çıktığını, yaralananların sayısının ise 107 bin 204 olduğunu açıkladı. Yıkılacak bina sayısının 298 bin 448 olduğunu da kaydedildi.

       Bu acı tablo yürek burkarken;  Şanlıurfa, Adıyaman ve Malatya'da sağanak yağışlar 15 Mart'ta sele neden oldu. Son belirlemelere göre Şanlıurfa'da 16, Adıyaman'da 4 kişi yaşanan sel felaketinde hayatını kaybetti.

Depremin ilk günlerinde “Bir lokma ekmek bir yudum su” paha biçilmez bir değere sahipti. Paranın beş para etmediği zaman dilimlerine şahitlik etmiştik hepimiz.

Peki bu felaketleri nasıl okumamız gerekiyordu?

Alemlerin Rabbi olan Allah;bizlere ne demek istiyordu?

Neydi enkazın arkasındaki hikmet?

      Bizler Allah’ın emir ve yasaklarından uzaklaşmış  ve nefsimizin esiri olmuştuk.Haya ,edep,paylaşmak, vb insani vasıflardan beri idik.Namazı kılmayan,Zekatı vermeyen,Orucu tutmayan ama “Elhamdulillah Müslümanım” diyen değişik bir mahluka bürünmüştük.

      Zina eden,faiz yiyen,Kul hakkını gasp eden,mazlumun yanında olmayan,fakiri hakir;zengini mübah gören “Allah affedicidir bizi de affeder” tuzağına düşen Şeytanın tam da istediği bir Mü’min (!) oluvermiştik.Fakat “Cennet ucuz ,Cehennem lüzumsuz değil”di.

    İşte bizler bu gel gitlerde debelenirken , Rahman olan Allah kullarını bu elim musibete düçar kılarak günahlarını bağışlama yoluna gitti. Cennet’e layık olmak için “Rahmetim gazabımı geçti “diyen merhametlilerin en merhametlisi , kullarının başına herkesi kapsadığı şekli ile acı dolu bu belayı vererek temizleyip Cennet’ine aldı.

 “Kahrın da hoş, lütfun da hoş” diyebilmek, her durum ve vaziyette “Allah onları sever, onlarda Allah’ı sever” sırrına erişebilmek . her kula nasip olmaz elbette.

Bilmeliyiz ki bizler aciziz,bizler muhtacız,bizler günahkarız…

Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Vücuduna batan bir dikene varıncaya kadar, Müslüman'ın başına gelen her bir musibet sebebiyle hataları affolunur."

"Müminin hali ne hoştur! Her hali kendisi için hayırlıdır ve bu durum yalnız mümine mahsustur. Başına sevinecek bir hal geldiğinde şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı geldiğinde ona da sabreder; bu da onun için hayır olur."

Nur Külliyatında, güzellik iki kısımda incelenir: “Bizzat güzel” ve "neticeleri itibariyle güzel” diye...Musibetler de sonuçları itibarı ile güzeldir.

Üstad Bediüzzaman Risale-i Nur’un Lem’alar kısmında “Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir, tekemmül eder; vazife-i hayatiyeyi yapar.” der.

   Yazımızı Fahr-i Kainat Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhisselamın şu hitabı ile bitirelim:

 "Birinizin başına bir musibet veya acı bir şey geldiği zaman, 'Biz Allah'a aidiz ve biz O'na döneceğiz. Allah'ım! Başıma gelen musibetin veya acının mükâfatını senden bekliyorum, bundan dolayı bana ecir ihsan et, benim için onu daha hayırlısıyla değiştir, desin." (Ebu Davud; Müslim)

Allah’ım..

Başımıza gelen musibetlerde Hak’kı ve Hikmetini görebilenlerden eyle.(amin)