NE YAPMALI?


 Mehmet Burak DEMİR    18.03.2019 13:37:51    Bu İçerik 765 kez görüntülendi.


Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla.

Ümmet olarak ne zaman kendimize gelecek, medeniyetimizi tekrardan diriltecek ve o eski ihtişamlı günlerimize ne zaman geri döneceğiz?

Az buçuk İslami bir endişesi olan herkes muhakkak bu soruyu kendi nefsine veya başkalarına sormuştur. Veya bu minvalde düzenlenen bir programa katılmış, bu konu ile alakalı bir kitap okumuştur. Evet, özellikle içinde bulunduğumuz bu son asırda bu sorunun cevabını bulmaya yönelik belki binlerce makale kaleme alınmış, yüzlerce kitap basılmış ve sayısız program ve konferans tertip edilmiştir. Ve bunca çabaya rağmen bu soru halen güncelliğini korumaktadır. Ve maalesef İslam ümmetinin hal-i pür melali gözler önündedir. Daru’l İslam a yönelik haçlı işgali ve gerekse de son örneğini Yeni Zelenda da acı bir şekilde müşahede ettiğimiz Daru’l Harp te ki Müslüman kardeşlerimize yönelik yapılan baskı ve zulümler…

“Allah bir kavmi değiştirmez, onlar kendi nefislerindeki hali değiştirmedikçe.” (Ra’d 13/11) ayetinin ışığında şu sorular sorulmadan cevaba ulaşılamayacağı kanaatini taşımaktayım. Acaba bizler sadece DİRİLİŞ edebiyatımı yapıyoruz? Makaleler, yazılan kitaplar ve tertip edilen onca program sadece entelektüel bir çaba için mi? Değilse o zaman sorun nerede?

Acaba sorun tam olarak ta şu olabilir mi?

(Ey bilginler!) Sizler Kitab’ı (Tevrat’ı) okuduğunuz ( gerçekleri bildiğiniz ) halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?  Bakara 44 2/44

Rabbi Zülcelal bizlere değişimin yasalarını Kur’an-ı Kerim de açık ve net bir şekilde göstermekte ve öğretmektedir. Eğer bizler gerek ferdi gerek de grup bazın da başkalarına yap dediğimiz şeyleri veya doğrusu bu şekildedir diye söylediklerimizi kendimiz yapmıyorsak bir değişimden söz etmek mümkün değildir.

O halde ne yapmalı? Rabbimiz bizden ne istiyor? Ne yapabiliriz? Evet, gelin Kur’an ışığında sorunlarımıza çareler arayalım.

İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner. Şura 52 42/52

Değişime evvela kendimizden başlamalıyız. Tıpkı inen ilk vahiyle beraber peygamberin en güzel örnek olabilmesi için inşa edilmesi gibi. Bizler de Kur’an ayetleri ilk defa bize iniyormuş gibi okumalı ve hayatımıza tatbik etmeli, kendimizi inşa etmeliyiz ki topluma örnek olabilelim. "Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder ama hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez."  Tolstoy un bu meşhur sözü vakıayı özetlemektedir aslında.

Bir diğer önemli husus ise Müslüman topluma giden yolda ki ikinci basamağın aile kurumu olduğunu aklımızdan hiçbir zaman çıkarmamalı ve toplumun temel taşı olan aile kurumunu korumamız gerektiğidir. Toplum içinde numune-i imtisal olabilecek ailelerimiz olmalı ki toplumun rengini değiştirebilelim. Ve içinde yaşadığımız toplumda sorumluluk bilinciyle hareket etmeli, nemelazımcı olmamalı emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l münker vazifesiyle sorumlu olduğumuzu unutmamalı ve üzerimize düşen vazifeleri elimizden gelenin en iyisini yapacak şekilde hakkıyla yerine getirmeliyiz. Unutulmamalı ki herkes kendi vazifesiyle meşgul olsa, işini en iyi şekilde yapmaya çalışsa sorunlarımız minimize olacak ve hariçten gelen saldırılara ve sorunlara karşı duracak gücümüz ve takatimiz olacaktır inşaallah.

İdeal topluma giden yolun Müslüman fert ve Müslüman aileden geçtiği gerçeğini unutmamak ve bu uğurda mücadele etmek temennisiyle.

Evvela kendi nefsime Yüce Allah tan bütün çalışmalarımızı en güzel bir kabulle kabul etmesini diliyorum.

Alemlerin rabbi olan Allaha hamd olsun.

Selam ve dua ile.