Reklamı Geç
Advert

ZiNDANLA İMTİHAN OLMAK

 

Hamd Alemlerin Rabbine. Selat ve selam iki cihan güneşi Hz Muhammed (s.a.v)’ e, onun ehlibeytine ve ashabına olsun.

      Babamız Hz. Adem (a.s)’ın yaratılışıyla başlayan biz insanların imtihan süreci, hiç ara vermeden devam etti ve ediyor. Bu imtihan süreçleri için de de her insanın farklı farklı bela ve musibetleri olmuştur. Kimi zaman yasaklarla, kimi zaman mal-mülkle, kimi zaman ölümle, kimi zaman zindanla vs bu imtihanlar kendini göstermiştir.

   İnsanoğlu bu süreçlerden geçerken kimi dayanamayıp başarılı olamazken, kimi de bunlar karşısında dik durarak başarıya ulaşmıştır. Fakat şunu bilmemiz gerekir ki, Rabbimiz, hiçbir nefse kaldıramayacağı bir yük yüklememiştir. Bunun farkında olanlar ; “O c.c ‘dan gelmişse baş göz üstüne” diyerek sonuna kadar direndiler. Ama bu yükü taşıma kabiliyeti olup da bu kabiliyetlerinin farkında olmayanlar ise pes etmek zorunda kaldılar.

     İşte Rabbimiz biz kullarına verdiği (yüklediği) imtihan aşamalarından birisi de zindandır. Ki bu, hiç de kolay olmayan bir bela ve musibet sarmalıdır. Dört duvar arasına alınmış bir kuşun kafese konuluşu gibi, sevdiklerinden koparılmış, bir gülün dalından koparılışı gibi, İnsanların en çetin sınavlarından biridir Zindan.

    Tüm bu zorlukların yanında, zindanın piri olan Hz Yusuf’tan adını alarak Medresei  Yusufiye çevirebilecek bir ortamın adıdır. Her türlü zorluğuna rağmen sabırla sebatla, ilmu irfanla bir medreseye çevirebilmenin adıdır zindan.

    Bir iftira (günümüz deyimiyle bir Kumpas ve jurnalleme ) sonucu atıldığı zindanı Medreseye çeviren Hz. Yusuf’u hatırlayalım. Bir tarafta Yusuf’u nefsine uymaya dair bir çağrı, öbür tarafta ise bunu yapmadığında zindana dair yapılan tehdit. Bunun karşısında ise sergilenen Yusufi bir dik duruş. “Nefsime uyacağıma, zindana girerim daha iyidir” diyerek adeta muhatabına şamar gibi bir cevabın verilmesi. Tabii ki akabinde ise zindana atılma.

    Ne gariptir ki, yukarında anlatılanların hepsi biraz farklılık arz etse de, günümüzde yaşanmaktadır. Belki inanması zor ama nerede ise çeyrek asırdır (22-23 yıldır) zindanlarda yatan Müslümanlar var. Bu Müslümanlardan kimisi bir iftira, kimisi bir kumpas sonucu, hiç alakaları olmayan suçlamalarla zindana atıldılar. Hatta bazılarına ise suçlamaya bile gerek kalmadan keyfi olarak cezalar yağdırıldı.

    Peki ama neydi bu Müslümanların suçu? İnsanlara can-mal-ırzlarına herhangi bir zarar mı vermişlerdi? Toplumu ifşada sürükleyen işler mi yağmışlardı? “Hayır!” bilakis başta İslam’ı yaşamak ve yaşatmak olmak üzere, hayır adına ne kadar güzellik varsa etraflarına yaymaya çalışmışlardı. Toplumda ki her kötülüğe, ifşada, fuhşiyata…  vb. şeylere karşı çıkmışlardı.

    Yukarıda bir nebze olsun değinmeye çalıştığımız bu haksızlıklar günümüzde de hala devam etmekte ve öyle görünüyor ki Müslümanım diyen insanlara bu zulümler reva görülmeye de devam edecektir.

    Sonuç olarak; Zindan bir imtihan süzgecinden geçen Müslümanların varlığı inkar edilemez, gün gibi aşikar bir gerçektir. Bu yusufi kardeşlerimizi en çok sevindiren ise kendilerinden haberdar olan Maddi-manevi desteklerini esirgemeyen mümin kardeşlerin var olduğunu bilmeleridir.  (Not: Bu yazının son cümlesini bu şekilde yazmamın sebebi, bu yazıyı şu an böyle bir mekanda  (yani zindanda) yazmamdır.) Siz değerli kardeşlerimizin Manevi destek ve sevgileri bizde tarifi imkansız bir sevinç meydana getirmektedir. İşte bu vesileyle siz değerli kardeşlerimi en içten duygularımla selamlıyor, sizleri hafız olan Allah’a emanet ediyorum.


foto
Yazar: Kamil Demiral
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal