Hukukçu Yıldırım "Bu düzenlemeyle temsilde adalet getirildiği söylense de bu doğru değildir"


MAZLUMDER GYK Üyesi Avukat Abdurrahman Yıldırım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklama sonrası TBMM’ye sunulan barolarla ilgili yasa teklifini değerlendirdi.

post

 Adıyaman    02.07.2020 11:04:28    Bu İçerik 46 kez görüntülendi.


Avukatlık Kanunu'nca düzenlenen baro seçimiyle geçilme istenen çoklu baro sisteminin temsilde adalet getireceği söylense de aslında daha da kargaşaya sebebiyet vereceğini belirtti.

Yürüyüş kanunu gereğince silah ve zor kullanılmadıkça kimsenin yürüyüş hakkının engellenemeyeceğini belirten Yıldırım "69 Baro başkanının bu yasaya tepkilerini göstermek üzere Ankara'daki yürüyüşlerinin engellenmesi yasal değildir. Çünkü anayasanın 34. maddesine göre herkes önceden izin almaksızın silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyebilir. Avukatların yürüyüşünün de silahsız saldırısı olduğu düşünülürse bu yürüyüşün yasal olduğunu fakat engellemenin ise suç fiili olduğu kanaatindeyiz." dedi.

"Hükümetin düşünmüş olduğu barolarla ilgili düzenleme ise bizce uygun değildir"

Çoklu baro sisteminin düşünüldüğünün aksine etnik, mezhepsel ve ideolojik gruplaşmayı da beraberinde getireceğini belirten Yıldırım "Hükümetin düşünmüş olduğu barolarla ilgili düzenleme ise bizce uygun değildir.  Zira 5 bin ve daha fazla avukat üyesi olan illerde 2 bin avukatın bir araya gelerek yeni bir Baro oluşturmaları savunmanın parçalanması gücün yitirilmesi ve ideolojik ayrışmaya sebebiyet verecektir. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya gibi illerde birden çok baro kurulabilecek. İstanbul'un avukat sayısı göz önüne alındığında baro sayısının 23, Ankara'da 9'u İzmir'de ise 6,7'yi bulabilecek baro sayısına ulaşılabilecektir. Bu büyük bir kargaşaya sebep olacaktır. Ayrıca bu barolardan etnik kimlik ideolojik ve meslek biçimi üzerinden ayrışmaların ve barolar arasında çatışmanın meydana gelmesi kaçınılmazdır. Bu şekilde çoklu baro yoluna gidilmesi adalet arayışını da zaafa uğratacaktır. Zira bazı yeni kurulacak barolar ideolojik kimlik sahiplenmesinden dolayı yargı mensuplarına karşı, karşıtlık veya yanlışlık algısı oluşturabilecek. Avukatların iş alması ve işlerini savunması bakımından adliyelerde ve mahkemelerde bir taraftarlık ve bulunmuşlara neden olacaktır." ifadelerini kullandı.

"Bu esasen temsilde adaleti zaafa uğratacaktır"

Çoklu sistemin beraberinde delege sisteminde de istenilen verimi ortaya koyamayacağını ifade eden Yıldırım "Unutmayalım ki 1980 öncesi polis teşkilatındaki sendikalaşma hareketi polisi bölerek toplum güvenliğini zaafa uğratmıştır. Model avukatlar üzerinden tekrar var olan parçalanmalar çalışılıyor. Bu parçalanma avukatlar arasında parçalanma oluşturduğu gibi, savunmanın zayıflanması ve savunma ayağının iddia ve yargı karşısında zayıflanmasına da sebebiyet verecektir. Biz bu nedenle bölünmenin doğru olmayacağının kanaatindeyiz. İkinci bir husus bu düzenlemeyle temsilde adalet getirildiği söylense de bu doğru değildir. Zira mevcut düzenlemeyle her baro çevresinde Türkiye Barolar Birliği seçimleri için 2 delege, yüz avukattan sonraki her 3 yüz avukat için bir delege öngörülmüşken, yeni düzenlemeyle her baro çevresine 3 delege ayrıca her 5 bin üye içinde bir delege şeklinde düzenleme gelecektir. Bu esasen temsilde adaleti zaafa uğratacaktır." şeklinde konuştu.

Yıldırım son olarak "Tunceli barosu gibi çok küçük baroların 3delege ile temsil edildiği bir ortamda Antalya, Bursa ve İzmir gibi barolar 4 ya da 5 delege ile temsil edilecek ki bu delege başına düşen avukat sayısı anlamında çok ciddi bir denge sağlanmıştır. Bu baroların bölünmesi sadece avukatlık savunma mesleğinin zayıflatılmasına yönelik olduğunu düşünüyorum. Zira aynı niteliğe sahip olan Türkiye Tabipler Birliği, Odalar ve Borsalar Birliği, Noterler Birliği gibi kamusal nitelik arz eden meslek örgütleri bölünmezken sadece avukatların var olduğu baroların bölünmesi bizce doğru değil ve politik refleks içermektedir. Hükümetin bir an önce bu düzenlemeyi kaldırmasını talep ediyoruz." dedi