SAFVÂN b. MUATTAL صفوان بن المعطّل


Ebû Ömer (Ebû Amr) Safvân b. el-Muattal b. Rubeyyia (Rahda) es-Sülemî ez-Zekvânî (ö. 19/640 [?])

post
 BİYOGRAFİ    25.11.2022 13:54:47    Bu İçerik 50 kez görüntülendi.



İfk Hadisesi’ne adı karışan sahâbî.

M. YAŞAR KANDEMİR

Hicretin 5. (627) yılından önce müslüman oldu. Hendek Gazvesi’ne ve daha sonraki gazvelere katıldı. Uykusu çok ağır olduğu, ancak kendiliğinden uyanabildiği için Resûl-i Ekrem onu ordunun artçısı olarak görevlendirir, o da unutulan eşyayı toplayıp sahiplerine verirdi. Safvân’ın katıldığı ilk gazvenin İfk Hadisesi’nin cereyan ettiği Benî Mustaliḳ (Müreysî‘) Gazvesi olduğu kaydedilir. Bu gazvede yine arkada kaldığından konak yerinde birinin uyumakta olduğunu görmüş, “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” âyetini (el-Bakara 2/156) yüksek sesle okuyunca orada uyumakta olan Hz. Âişe uyanmış, Safvân da tesettür âyetinden önce kendisini gördüğü için onu tanımıştı. Hz. Âişe gece karanlığında ihtiyacını gidermek için ordugâhtan uzaklaşmış, dönüşte gerdanlığını kaybettiğini farkedip onu aramaya koyulmuş, bu arada birlik onun hevdecinde olduğunu sanarak yola girmiş, Hz. Âişe de herkesin gittiğini görünce kendisini almaya gelmelerini beklerken uyuyakalmıştı. Safvân devesini çökertip onu bindirdi ve hayvanı yedeğine alarak kuşluk vakti ordunun konakladığı yere ulaştı. Daha sonra bu olay Abdullah b. Übey b. Selûl’ün dedikodusu yüzünden Safvân ile Hz. Âişe hakkında iftiraya dönüştü. Fakat nâzil olan âyetlerle onların suçsuzluğu ortaya çıktı (Buhârî, “Şehâdât”, 15, “Meġāzî”, 34, “Tefsîr”, 24/6; Müslim, “Tevbe”, 56; bk. İFK HADİSESİ). Âyet inmeden önce Resûl-i Ekrem, “Ben onun hakkında hayırdan başka bir şey bilmiyorum” diyerek (Ebû Ya‘lâ el-Mevsılî, VIII, 339; İbn Hibbân, X, 13) Safvân’ın dürüstlüğünü dile getirmişti.

İfk Hadisesi dolayısıyla Safvân’ın söylediği, “Ben şimdiye kadar hiçbir kadının eteğine dokunmadım” sözünü bazıları onun erkeklik gücünün bulunmadığı şeklinde yorumlamışsa da (İbn Hişâm, III, 319) Safvân’ın daha sonra evlenmesi ve eşiyle aralarındaki bir anlaşmazlığın Resûl-i Ekrem’e intikal etmesi bu iddianın doğru olmadığını ortaya koymuştur. Safvân’ın eşi nâfile namaz kılıp oruç tuttuğu için kocasının kendisini dövdüğünü, ayrıca kocasının sabah namazını güneş doğduktan sonra kıldığını belirterek Hz. Peygamber’e şikâyette bulunmuş, Safvân da karısının namazda bir sûre yerine iki sûre okuduğunu, çok oruç tuttuğunu, bu yüzden kendisinin zor durumda kaldığını, sabah namazını vaktinde kılamayışının soyca müptelâ oldukları ağır uykudan kaynaklandığını ileri sürmüş, Resûl-i Ekrem de ona namazı uyandığı zaman kılmasını söylemiş, eşine de namazında ve orucunda daha ölçülü olmasını tavsiye etmiştir (Müsned, III, 80; Ebû Dâvûd, “Ṣıyâm”, 74).

Hz. Peygamber’in deve çobanını öldürüp develerini kaçıran kişilerin yakalanması için Kürz b. Sâbit ile birlikte görevlendirilen Safvân ayrıca İyâz b. Ganm kumandasında İslâm fetihlerine katıldı. İyâz b. Ganm onu ve Habîb b. Mesleme’yi 18 (639) yılında el-Cezîre sınırları içindeki Sümeysât’a (Samsat) gönderdiği birliklere kumandan tayin etti. Safvân’ın 19 (640) yılında Sümeysât’ta veya İrmîniye savaşında şehid olduğu zikredildiği gibi Muâviye döneminde Bizanslılar’la yapılan savaşa katıldığı, bu savaşta ayağının kırıldığı, altmış yaşlarında iken 58 (678) veya 59 yahut 60 (680) yılında vefat ettiği de belirtilmiştir. Safvân, Resûl-i Ekrem’den iki hadis rivayet etmiş (hadisler için bk. Müsned, V, 312), kendisinden Saîd b. Müseyyeb, Ebû Bekir b. Abdurrahman, Saîd b. Ebû Saîd el-Makbürî gibi tâbiîler rivayette bulunmuştur.

İfk Hadisesi dolayısıyla Hz. Âişe aleyhinde tavır alanlardan biri olan Hassân b. Sâbit bu olaydaki rolü sebebiyle Safvân b. Muattal’ı hicvetmişti. Safvân, Hassân’la karşılaşınca kılıcıyla onu başından ağır şekilde yaralamış, olay Resûl-i Ekrem’e intikal ettiğinde her ikisini huzuruna çağırıp dinlemiş, hadiseyi başlatan Hassân’ı uyarmış ve kendisine kıymetli hediyeler vererek Safvân’ı bağışlamasını sağlamıştır.

Safvan bin Muattal